İnsan Hakları

İnsan Hakları

 İnsan Hakları

Asimilasyon Politikaları

Irak yönetimi, Türkmenleri asimile etmek ve bölgelerini Araplaştırmak için 1980’den sonra çeşitli yöntemlere başvurmuştur. Açık yerlerde Türkçe konuşmayı yasaklamakla kalmamış, telefonda kendi ailesiyle konuşanları cezalandırma yönüne gitmiştir. Yüzlerce Türkmen köy ve kasabası çeşitli bahanelerle yıkılmış, Türkmen halkı başka yerlere göçe zorlanmış, Irak’ın güneyinde yüzbinlerce Arap Vatandaşın Türkmen Bölgelerine yerleşmeleri için kendilerine karşılıksız teşvik primleri verilmiş ve arazi dağıtılmıştır.

Türkmenlerin özetle maruz kaldıkları haksızlıklar aşağıda sıralanmıştır:

  • ·         Birçok yerleşim yerlerinin Türkçe olan adları Arapça’yla değiştirilmiştir.
  • ·        Devrim Komuta Konseyi’nin 29 Ocak 1976 tarih ve 41 nolu kararı ile Kerkük İli’nin adı Al-Tamim olarak değiştirilmiş ve en büyük ilçesi olan Tuzhurmatu, Saddam’ın doğum yeri olan Tikrit’e bağlanmıştır
  • ·       20 Ekim 1981’de 1391 no’lu karar ile Türkmenlerin Güney illerine tehcir edilmeleri kararlaştırılmıştır. Bu karar son aylarda Kerkük’te yeniden uygulanmaya konulmuştur.
  • ·       27.09.1984 tarihinde 1081 no’lu karar ile Türkmenlerin arazilerinin istimlak edilerek güneyden getirilen Araplara dağıtılması sağlanmıştır.
  • ·        Yine aynı Konseyin 8 Nisan 1984 Tarih ve 418 sayılı kararı ve 11 Eylül 1989 tarih ve 434 sayılı kararı, ile Kerkük’te Türkmenlerin gayrimenkul satın almaları yasaklanmıştır.

Türkmenler, Milli kimliklerini yok etmek ve ülkedeki varlıklarına son vermek amacı ile Irak iktidarları tarafından çeşitli baskı ve asimilasyonlara maruz kalmaktadırlar. Binlerce Türkmen bu iktidarların insanlık dışı uygulamalarının kurbanı olmuştur. Bir o kadarı da kayıptır, irade dışı kayıplar listesinde yerlerini almışlardır.

Bugünkü iktidarın ırkçı ve vahşi uygulamalarının bariz örneği Saddam Kuvvetlerinin 31.08.1996’da Erbil’e yaptığı baskın sırasında yaşanmıştır. Irak Kuvvetleri ve Güvenlik birimlerinin, Türkmen Cephesi ve Türkmen Siyasi Partilerine ait bürolara, Türkmen okullarına,kültür ve ilim yuvalarına düzenlediği baskınlar sırasında, buralarda bulunan 34 Türkmen öldürülmüş veya tutuklanmıştır. Tutukluların akibeti hakkında bugüne kadar aileleri ve Türkmen Cephesi sağlıklı bir bilgi elde edememiştir. Konu, BM İnsan Hakları Komisyonu’nun (A/51/496/add.18 November 1996) raporunda tescil edilmiştir.

Irak halkının genel ve Türkmenlerin de özel olarak nasiplerini aldıkları baskılara, ki bunların başında ifade özgürlüğünün olmaması, sorgusuz ve yargısız infazların uygulanması, işkence ve idamlara ilaveten Türkmen azınlığa münhasıran bir takım baskılar uygulanmaktadır. Bunlar başta İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi olmak üzere bütün uluslararası belge ve anlaşmalara aykırı olarak uygulanmaktadır. Türkmenlerle ilgili kararlar, bizzat ülkenin en üst yasama ve yürütme organı olan Devrim Komuta Konseyi tarafından alınmaktadır.

Ülkede Türkmen varlığını yok etmek için uygulanan, yoğun Araplaştırma politikaları son zamanlarda etnik temizlik boyutuna varmıştır. Kerkük’ten uzaklaştırılan Türkmenlerin sayısı son bir yılda bin aileyi aşmıştır. Bunların yerine Arap aileler yerleştirilmektedir. Türkmenleri göç ettirmek ve yerlerine Arapları yerleştirme politikası çok eski bir politikadır ve Irak yönetimi tarafından yaklaşık yirmi seneden beri yürütülmektedir. Ancak geçen yıldan itibaren bu uygulama iktidardaki Baas Partisi tarafından etnik temizlik boyutuna ulaşmıştır.

Türkmenleri hedef alan uygulamaların başlıcalarını sıralamak gerekirse :

  • ·        Türkmenlerin kendi dilleri ile eğitim yapmaları yasaklanmıştır.
  • ·        Resmi dairelerde bile aralarında ana dilleri ile konuşmaları yasaktır.
  • ·        Türkmenlere gayrimenkul alım-satımı yasaklanmıştır.
  • ·        Her türlü ticari aracın alım-satımı yasaklanmıştır.
  • ·        Mahalle,köy ve şehirlerin Türkçe adları değiştirilmiştir.
  • ·      Kerkük başta olmak üzere Türkmenlere ait verimli tarım arazileri yönetim tarafından istila edilerek, yönetime yakın kişilere dağıtılmıştır.
  • ·    Türkmen bölgelerinde, camilerde Türkmence vaaz ve hutbe verilmesi yasaklanmıştır. Ehli-beyti anma toplantıları, bütün Türkmen bölgelerinde yasaklandığı gibi, Irak’ın genelinde de yasaklanmıştır.
  • ·       Türkmenleri göç ettirerek, yerlerine Arapları yerleştirme politikası, vahşice uygulanmaktadır. Göç ettirilen Türkmenlere hiçbir tazminat ödenmediği gibi, gönderildikleri yerlerde kendilerine kalacak yer dahi gösterilmemektedir. Yerlerine getirtilen Araplara her türlü mali destek sağlanmakta olup, arazi ve konut tahsis edilmektedir. Kuzeyde güvenli bölgeye göç ettirilen Türkmenler ise burada kalacak yer bulamadıkları gibi huzur ve güveni de bulamamaktadırlar. Aileler can güvenliği ve barınabilecekleri bir yer bulabilmek ümidi ile yasadışı yollardan sığınmacı kabul eden ülkelere gitmek için teşebbüs etmektedirler. Bu yollarda birçok Türkmen hayatını kaybetmiştir. 1997 yılında üç münferit hadisede onlarca Türkmen Ege sularını geçmeye çalışırken boğularak hayatını kaybetmiştir.
  • ·        Ekim 1997’de yeni bir nüfus sayımı yapılmıştır. İktidardaki Baas Partisi ve güvenlik birimleri Türkmenler arasında, “kendilerini Türkmen yazdıranların ellerinden her türlü vatandaşlık hakları alınarak sürgün edilecekleri” şayiasını yaymışlardır. Halk korkutulmuştur. Bu nedenle birçok Türkmen can ve mal güvenliği nedeni ile kendini Arap yazdırmıştır. Bu tehlikeli gelişmeye özellikle dikkatleri çekmek istiyoruz. Yönetim, bunu ileride kişisel bildirim olarak kabul edip, ülkede Türkmen toplumunun yaşamadığını veya çok az sayıda olduğunu iddia edecektir. Yukarıda anlatılan baskıların önemli bir kısmı BM İnsan Hakları Raporlarında yer almıştır.

FİLİSTİNLİLERİN IRAK’A YERLEŞTİRİLMELERİ:

Mozaiği andıran Irak’ın yapısını değiştirip, homojen bir yapı elde etmek (tek dil, tek din, tek mezhep, tek toplum), kurulduğundan beri gelmiş geçmiş tüm Irak Yönetimlerinin özlemi ve hatta öncelikli hedefi olmuştur. Her yönetim bu amaçla ilgili planlarını günün koşullarına göre belli ölçülerde hayata geçirerek uygulamaya koymuştur. Bu konudaki beyanatları bile azınlıkları rahatsız ve tedirgin etmeye yetmiştir. Endişe, Tedirginlik ve Korku, çoğu zaman insanların doğup büyüdükleri, anılarının yeşerdiği, sevdiklerinin bulunduğu toprakları terk etmeleri için yeterli bir neden olmuştur.

17 Temmuz 1968’de iktidara gelen Baas Partisi, ekstrem milliyetçi ideolojiye sahip bir partidir. Partinin meşhur sloganı ise “Azınlıklar bir potada eritilmelidir.”dir. Bu slogan Arap Milliyetçisi tüm parti ve fraksiyonların ortak azınlık stratejilerinin başlığı olmuştur.

Baas Yönetimi ülkede yaşayan ve çoğunluk oluşturan Şiilerden bir milyonun üzerinde Irak vatandaşını 1970 ve 1980’de tehcir etti. Bir gecede baskın şeklinde uygulanan bu planla insanların tüm mal varlıklarına el konularak kamyonlara doldurulup ülke sınırlarının dışına atıldı. Ülkenin tanınmış iş adamları, öğretim üyeleri ve bir çok aydını, sanatçısı bir gece yarısı evinden alınarak ve her şeyi elinden alınarak muhacir ve sığınmacı durumuna düşürüldü. Baas zulmünün bir diğer bariz örneği Enfal operasyonlarıdır. Seksenli yıllarda uygulanan bu operasyonla ikiyüz binin üzerinde Arap olmayan Irak vatandaşı yok edildi. Bu listede idam edilen veya ortadan kaldırılan insan sayısı ise milyon rakamı ile ifade edilmektedir.

Türkmenlere karşı uygulanan asimilasyon ve göç politikaları ise sistemli ve yıllara yayılarak uygulanmaktadır. Memurların nakli ve merkezi sistemle memur tayininde dikkat edilen başta gelen husus ise etnik mensubiyet ve doğum yeridir. Buna göre bir Türkmenin hiç bir koşulda kendi bölgesinde çalışmasına izin verilmiyor. Güneyli bir Arap ise Türkmenlerin çoğunluk oldukları veya hedef olarak seçilen bölgelere tayin edilmektedirler. Ayrıca yıllardan beri uygulanan göç politikaları ile Türkmenler yerlerinden edilmektedir. Muhtelif teşviklerle getirtilen Güneyli Araplar ise 1991 Halk ayaklanmasında tutunamayıp bir kısmı geldikleri yerlere geri döndüler.

Irak, bu ve başka nedenlerle, Irak’ın demografik yapısını değiştirmek gibi iç ve dış nedenlerle yeni planlar geliştirip uygulamaya koymuştur. Bunların en tehlikelisi ise Filistinlilerin Irak’a yerleştirilmeleri planıdır. Her ne kadar iç politika ve kaygılar taşıyorsa da dış boyutlarını da göz ardı etmemek gerekir. Dış amaç ise Ambargonun kaldırılması ve Saddam İktidarını devam ettirebilmek için Dünyadaki Yahudi lobisinin desteğini almaktır.

1997 YILINDA IRAK REJİMİ TARAFINDAN İDAM EDİLEN IRAK TÜRKMENLERİNDEN BAZILARININ LİSTESİ

  1. Ahmad Nuriddeen Kayachi /1976 Kirkuk / Turkman Front membership/ Arrested in Arbil on 31.8.1996/ Executed in Baghdad on 24.7.1997
  2. Ali Yaychili (Afthal Abdollah) 1971 Kirkuk/ Turkman Front membership/ Arrested in Arbil on 31.8.1996/ Excuted in Baghdad on 24.7.1997
  3. Fu’ad Ramadhan Kareem/ Kirkuk/ Turkman Front membership/ Excuted in Baghdad on 18.2.1997
  4. Sami Abdul Wahab Albayaty/ Turkman Front membership/Excuted in Baghdad in December 1997
  5. Ali Hassan Hussain (Ajamoğlu ) 1965 Kirkuk/ Turkman Front membership/ Arrested in Arbil on 31.8.1996/ Excuted in Baghdad on 24.7.1997
  6. Murad Salih Mohammed/Kirkuk/Turkman Front membership/Excuted in Baghdad on 9.3.1997
  7. Jamal Mohammed Kareem/ Shaterloo-Kirkuk/Turkman Front membership/ Excuted in Baghdad on 9.3.1997
  8. Saifuldin Ali Hashim/Kirkuk / Turkman Front membership/Excuted in Baghdad on 9.3.1997
  9. Jawdat Kamal Dai Ali/Kirkuk/Turkman Front membership/Excuted in Baghdad on 12.6.1997
  10. Jarjes Mohammed Nuruldin/Kirkuk/Turkman Front membership/ Excuted in Baghdad on 12.6.1997
  11. Nasrullah Hadi Mohammed/Kirkuk/Turkman Front membership/Excuted in Baghdad on 12.6.1997
  12. Farhad Nasruldin Ali/Kirkuk/Turkman Front membership/Excuted in Baghdad on 12.6.1997
  13. Jihal Fakhruldin Mohammed/Taza-Kirkuk/Supreme Council (SCIRI) membership/Excuted in Baghdad in December 1997
  14. Ramadhan Jamal Kareem/Kirkuk/Turkman Front membership/ Arrested in Arbil on 31.8.1996 in Baghdad in December 1997
  15. Fu’ad Kadhem Nadem/Kirkuk/Turkman Front membership/Arrested in Arbil on 31.8.1996 /Excuted in Baghdad in December 1997
  16. Amir Kareem Ali/Kirkuk/Turkman Front membership Arrested in Arbil on 31.8.1996/Excuted in Baghdad in December 1997
  17. Hashım Mohammed Albayati/Kirkuk/Islamic activist/Excuted in Baghdad in December 1997
  18. Arjan Yawoz Mohammed/Kirkuk/Turkman Front membership/Excuted in Baghdad on 1.6.1997
  19. Burhan Tawfiq Ali/Kirkuk/Turkman Front membership/Excuted in Baghdad on 1.7.1997
  20. Fadhil Mohammed Rahim/Kirkuk/Turkman Front membership
  21. Imad Mohammed Mardan/Kirkuk/Turkman Front membership/Excuted in Baghdad on 1.7.1997
  22. Fu’at Izzat Jalil/Kirkuk/Turkman Front membership/Excuted in Baghdad on 5.8.1997
  23. Jangiz Qahraman Waly/Khanaqin/Islamic activist/Excuted in Baghdad in December 1997
  24. Faisal Mohammad Hussain/Jalawla/Dawa Party membership/Excuted in Baghdad in December 1997
  25. Labib Salih Noruldin Albayaty/Kirkuk/Participating in a coup attempt/Excuted in Baghdad in December 1997
  26. Sudad Ali Nasih/Kirkuk/Participating in a coup attempt/ Excuted in Baghdad in December 1997
  27. Taha Nu’man Muslim/Kirkuk/ Participating ,n a coup attempt / Excuted in Baghdad in December 1997/Excuted in Baghdad in December 1997
  28. Akram Sultan Mahdi/Kirkuk/Participating in a coup attempt/ Excuted in Baghdad in December 1997
  29. Naf’e Yasin Doghramaji/Baghdad/Dealing in the dollar black market/Excuted in Baghdad in December 1997
  30. Hassan Nasroldin Kareem/ Turkman Front membership/ Excuted in Baghdad in December 1997
  31. Ahmad Hassan Mohammad / 1963 Kirkuk/ Turkman activisit/ Excuted in Baghdad on 26.02.1997

BİRLEŞMİŞ MİLLETLER İNSAN HAKLARI İHLALLERİ RAPORLARINDA TÜRKMENLER

            Giriş 

               Türkmeneli İşbirliği ve Kültür Vakfı, Kuruluşundan itibaren, Türkmen toplumunun maruz kaldığı insan hakları ihlallerini, başta BM ‘nin ilgili kuruluşları olmak üzere diğer uluslararası kuruluşlara iletmiştir. 31 Ağustos 1996 tarihinde, Irak kuvvetlerinin giriştiği saldırılar Vakfımız tarafından anında duyumu alınarak dünya kamuoyunun harekete geçmesi sağlanmıştır. Irak ve KDP yönetimleri üzerinde baskı oluşturarak tutuklamalar durdurulmuştur. Böylece bir çok insanın hayatı kurtarılmıştır. Bu çabalarımız maalesef Saddam işbirlikçilerinin engeli ile karşılaşmıştır. Ancak bu sefer çabaları başarılı olamamıştır. Türkmen Halepçe’sini gizleme çabaları, bu kararlı tutumumuz karşısında başarısız olmuştur. Olay başta BM olmak üzere uluslararası kuruluşların rapor ve kayıtlarında tescil edilmiştir. Türkmen davası, dünya insan hakları platformlarında ön plana çıkmıştır. Vakfımızın BM ve yan kuruluşları nezdinde çalışmaları devam etmektedir.

Bugüne kadar BM Cenevre Plazası’nda üç defa konuşma imkanı bulduk. Böylece BM üye ülkelerine hitap etmenin yanı sıra yüzün üzerinde Hükümetler Dışı Sivil Toplum Örgütüne (NGO)’ye hitap etme imkanı bulduk. Türkmen davasının Kuzey Irak’ta bir defakto olayının reaksiyonu olmadığını, yüzlerce  şehidi olan, bir asırlık bir dava olduğunu anlattık. Özellikle BM İnsan Haklar Komisyonuna bağlı Azınlıklar Koruma ve Ayrımcılığı Önleme alt komisyonu ve ona bağlı Azınlıklar çalışma grubu nezdindeki çalışmalara  aktif olarak katılmaktayız.

Bugüne kadar katıldığımız toplantılarda, Türkmen toplumunun maruz kaldığı asimilasyon, ayrımcılık ve soykırım uygulamalarıyla ilgili bilgi ve belgeler BM İnsan Hakları Irak Özel Raportörlüğü’ne iletilmiştir. Türkmen Toplumunun maruz kaldığı baskılara, Özel Raportörün hazırladığı raporlarda yer verilmiştir. Raportör Max Van Der Steol ve yardımcısı ile yaptığımız görüşmelerdeki konular ciddiye  alınmıştır. Ocak 1998’de Raportör Yardımcısı ve İnsan Hakları Merkezinden bir  görevli Türkiye’de bulunan Türkmen sığınmacılarla görüşmek üzere ülkeye geldi. Ankara, İstanbul  ve Van’da bulunan Türkmen sığınmacılarla görüşerek verilen belge ve bilgilerle,  ilgililerin  tanıklıklarına başvuruldu.

Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Raporlarından, Türkmenlerle ilgili bölümlerin alıntılarını yaparak aşağıda yayınlıyoruz. Raporlarından sadece Türkmenler ve konu ile ilgili kısımların alıntısı yapıldığı için  ilgili bölümü orijinal metinden takip edebilmek için metindeki Madde numaralarına sadık kalınmıştır. (Raporların  orijinal İngilizce metinlerin tamamı EK 4’te verilmiştir)

RAPOR -I- 

BM İnsan Hakları Irak Özel Raportörü Hollandalı diplomat Max Van Der Stoel’un hazırladığı ve Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri tarafından Genel Kurula sunulan “A/496/add.1. Sayı ve 8 Kasım 1996  tarihli Raporunda 31 Ağustos olaylarına yer vermiştir. Türkmenlerle ilgili  bölümlerinin  Türkçe Tercümesi aşağıda verilmiştir :

1. Raporun Kaynakları:

 

1. BM İnsan Hakları merkezine bağlı iki görevlinin 14 – 24 Ekim tarihleri arasında bölgeye giderek incelemeleri neticesi elde ettikleri  bilgilerin  yanı sıra,

·         BM Cenevre Ofisine gelen belge ve dokümanlar.

·         Kuzey Irak’ta yaşayan Kürtler.

·         Kuzey Irak’ta kısa  bir süre için bulunan Araplar, Kerkük’teki evlerini zorla terk ettirilen Türkmenler, 31 Ağustos 1996’da İran İslam Cumhuriyeti’ne göç etmek mecburiyetinde kalanlar.

2. Kuzey Irak’taki durumla ilgili olarakkendileri ile mülakat yapılanların çoğu, Kuzeye intikal eden Güvenlik birimlerini  Saddam Hüseyin’in  yönettiğini bildirmişlerdir. Güvenlik Dairelerinin tamamının (Özel Güvenlik, Genel Güvenlik, Askeri İstihbarat, Muhaberat) bölgede ikamet edenlere karşı her türlü sindirme ve terör metotları kullandıklarını ifade ettiler. Özellikle rejim muhalifi olanların faaliyetlerini durdurmak ve etkinliklerini azaltmak için büroları dağıtıldı. Büro  araç ve gereçleri imha edildi. Bölgede yaşayan Kürt olmayan herkes muhalif kabul edilerek tutuklandı. Bölge dışına çıkarılarak Kerkük ve Musul’da tutuklandılar, bazılarının ise   yargısız infaz edildikleri belirtildi.

3. Olayların akabinde bölgeden ayrılanlar, ölü sayısını yüzlerle ifade ettiler. Irak Güvenlik birimlerinin Kürdistan Demokrat Partisinin yardımı ile Erbil’e saldırısının ilk gününde muhalefet gruplarının büroları hedef alındı. Bunun neticesinde Irak Ulusal Kongresi, Irak Milli Türkmen Partisi, İslam Devrimi Yüksek Konseyi ve Kürdistan Yurtseverler Birliği’ne ait bürolar tahrip edildi. Bu partilere ait bürolarda bulunanların anında yargısız infaz edildiği bildirildi. Bu eylemlerin, ilk günlerde meydana gelmesi, önceden planlanıp, hazırlıkların önceden yapıldığını göstermektedir. Hedef  bölgede faaliyet gösteren muhalefeti susturmaktır.

4 . Kendileri ile mülakat yapılanların çoğu Irak Güvenlik Kuvvetleri’nin Kürdistan Demokrat Partisi’nin yardımı ile Irak Ulusal Kongresi, Irak Milli Türkmen Partisi ve Kürdistan Yurtseverler Birliği üyelerinin idam edildiklerini söylediler. Aşağıdaki sabit olaylar tanıklık ve somut delillerden elde edilmiştir.

·      31 Ağustos 1996 günü  Irak Ulusal Kongresi’ne mensup 96 Asker Kuştepedeki kampları  yakınında kurşuna dizildiler. Kurbanlardan birisinin annesi olayın cereyan ettiği yerde oğlunun cesedini ararken civarda çok sayıda cesede rastladığını ifade etmiştir. Cesetler iki grup halinde idi. Birincisi 50, ikinci grup 20  ceset, tek sıra halinde dizilmiş, bu da idam olayının eş zamanlı olarak  meydana geldiğini göstermektedir.

·      Irak Silahlı Kuvvetleri ile Kürdistan Demokrat Partisi Peşmergeleri aynı gün Irak Milli Türkmen Partisi’ne ait Erbil’in batısında bir büroya yaptıkları baskında, parti mensupları ile çıkan çatışmada 11 kişinin üzerinde Türkmen hayatını kaybetti.

·      Üçüncü olayda Irak Güvenlik Güçleri tarafından özel olarak Selahattin Üniversitesi’nde okuyan 70 Arap asıllı öğrenci hedef seçilmiştir. Bunların yaklaşık üçte biri  Suriye’ye , geri kalanı İran’a kaçmayı başarmıştır.

·       Bölgede ikamet eden dört Arap doktorun idam edildiği öğrenildi.

5. Erbil’e gönderilen heyete verilen ifadelerde Irak Kuvvetleri, Erbil’e girmeden önce bazı bölgeleri yoğun topçu ateşine tuttu. (Ankava, Pirdavut, Kuştepe). Topçu atışları sabit toplar ve tanklarla yapıldı. Bunun neticesinde çok sayıda suçsuz sivil hayatını kaybetmiştir. Çok sayıda özel mülk tahrip olmuştur. Bundan sonra Irak Kuvvetleri, askeri araçlarla Erbil’e girdi. Derhal muhalefet mensuplarının evleri arandı. Üniversiteye baskın düzenlendi. Fabrikalardaki kıymetli ekipman ve makineler sökülerek bölge dışına çıkarıldı.

6. Çok sayıda sığınmacının ifadesine göre, Arap ve Türkmeneler’e (KYB yanlısı Kürtlere) ait evler Kürdistan Demokrat Partisi ve Irak Güvenlik Güçleri tarafından yağmalandı veya istila edildi. Korku ile terk edilen evler, meskun olmayan evler yağmalandı. Evlerinde bulunmayanlar, Kürdistan Yurtseverler Birliği ve muhalefet mensubu olarak kabul edildi. Kürdistan Demokrat Partisi ve Irak Ordusu mensupları Araplar’a Türkmenlere ve KYB’lilere  ait çok sayıda ulaşım vasıtasını gasp ettiler.

7 . Kendileri ile görüşülen şahısların bazıları, Irak Güvenlik Kuvvetleri mensuplarının (Muharabat- İstihbarat) evleri tek tek aradıkları, ellerinde muhalif olarak kabul ettikleri Arap ve Türkmenlerin isim listelerinin bulunduğunu ifade etmişlerdir. Aramalarda Kürdistan Demokrat Partisi mensuplarının yardım ve rehberlik ettikleri tespit edilmiştir. Bu kişiler, yerleri bilmekte ve hükümetin istediği kişileri tanımaktadırlar. Gözlem altına alınanların ilk sorgulamaları Erbil’de parlamento binası gibi binalarda geçici olarak yapılmıştır. Bu kişilerin çoğu muhalefette sorumlu mevkide oldukları için ilk sorgudan sonra derhal Kerkük, Musul ve Bağdat’a nakil edildikleri anlaşılmıştır. Arap muhalifleri tutuklamak amacı ile Ankava’da bazı evlere Irak ordusu mensupları baskın düzenledi. Aranan şahıslar bulunmadığı takdirde, bunların aileleri rehin olarak alınmıştır. Bu mahallede 20 civarında aile bu şekilde tutuklanmıştır. Irak Ulusal Kongresi INC’nin mensubu 150 civarında aile, Selahattin Kentinde bu şekilde tutuklanmıştır. Bu uygulamalardan Erbil’in de nasibini aldığı ve onlarca ailenin kaçırıldığı bildirilmektedir. İfadelerine başvurulan görgü tanıkları, özel olarak hazırlanan otobüslere onlarca kişinin bindirildiğini ve götürüldüğünü  ifade etmişlerdir.

8. Tanıklık  yapan  kişiler, muhalefet  gruplarına mensup çok  sayıda kişinin  tutuklandığını,  Buna örnek olarak :

·         Irak muhaberatı ve  KDP kuvvetlerinin gerçekleştirdiği ortak bir operasyonda Irak İslam  Devrimi Yüksek   Konseyi’ne mensup bazı kişiler Erbil’deki bürolarında tutuklandılar.

·      Irak  Kuvvetleri, İslam Çalışma Örgütüne üye 19 kişiyi tutukladılar. Baskın düzenledikleri büroda bulunan beş ziyaretçiyi de tutukladılar. Değişik kaynaklar, bu kişilerin Musul’a götürüldüğünü ifade ettiler. Bağdat’a götürülmeden önce ağır işkenceye maruz kaldıkları ifade edildi. Beş ziyaretçi ile birlikte tutuklanan Dr. Hüseyin El-Temimi (Basra şehrinden, Arap kökenli) muhalefet faaliyetlerinde hiçbir şekilde yer almamıştır. İnsani amaçlı bir kuruluş adına Erbil Hastanesi’nde Talyom zehiri  kurbanlarını tedavi etmekteydi. İnsan hakları ihlalleri ile ilgili olarak çalışmalar yaptığı bilinen bu kişinin, hiçbir siyasi aktivitede yer almadığı, sadece bir arkadaş ziyareti için orada bulunmaktaydı.

·       1 Eylül 1996 günü KDP, Muhaberat ve Irak İstihbaratı mensuplarında oluşan  müşterek bir kuvvet Irak Milli Türkmen Partisi Radyo ve Televizyon binasına saldırıda bulundu. Saldırı neticesi 8 kişi kaçırıldı. 2 Eylül 1996 günü ise, görgü tanıklarının ifadelerine göre Irak Milli Türkmen Partisi karargahına KDP ve Irak Kuvvetlerinin ortak saldırı düzenledikleri ifade edilmiştir. Saldırı sırasında dört kişinin hayatını kaybettiği ve 2 kişinin de tutuklandığı bildirilmiştir. Türkmen Kadın Teşkilatı ve Talebe Teşkilatı mensubu çok sayıda kişinin tutuklandığı,  tutuklu Türkmen sayısının 250 kişiyi aştığı ifade edilmiştir.           

  5-Zorunlu Göç: 

II- Mülteci kamplarında kendileri ile  görüşülen Türkmen sığınmacılar, Kerkük’te ikamet edenlerin çeşitli baskılara maruz kaldıklarını ifade etmişlerdir. Sebepsiz tutuklamalar, uzaklaştırma, sürgün, istimlak, özel mülklere el koyma gibi baskılar da bunların arasında sayılabilir. Kerkük Şehrinde Türkmen varlığı çok eskilere dayanmakta olup, büyük çoğunluğu teşkil etmektedir. Baskıların amacı ise Kerkük’te Türkmenlerin yerine Arapları yerleştirmektir. Kendileri ile görüşülenler, gayrimenkul alım ve satımlarda kısıtlamalar getirildiğini ifade etmişlerdir. Gayrimenkul satışı müsaadesi sadece Araplar’a verilmektedir. Kendisiyle mülakat yapılan bir Türkmen bayan (Bağdat Üniversitesi mezunu olup bir süreden beri Erbil’de ikamet etmektedir.) daha önce Kerkük’te ikamet ettiği ancak, 1994 yılında Güney veya Kuzey’e gitmesi istenmiştir. Ailenin bu karara uymasını sağlamak için bayanın kardeşi tutuklanmıştır. Ailenin göç etmesi durumunda kardeşlerinin serbest bırakılacağı kendilerine bildirilmiştir. Aile, göç etmeyi kabul ettikten sonra, kendilerine güvenlik birimlerinin kolaylık sağlaması için bir belge verilmiştir. Ancak satış izni Araplar’a satmak kaydı ile verilmiştir. Bir başka Türkmen buna  benzer bir olayı anlattı. 2 Ekim 1995’te babası tutuklanan aile reisinden Süleymaniye, Erbil veya Güney’e gitmesi istendi. Aileye Kerkük’ü terk etmeleri için 10 gün süre tanındı. Ancak bu sürenin eşyaların satımı için yeterli olmadığı gibi evin satışı da gerçekleşmemiştir. 3 Ocak 1996’da babası serbest bırakıldı.  Olaylar  Raportörün önceki tespitlerine uymaktadır.  Örnek olarak  ECN 4/994/5 59.  ve 140. belirtilenlere  bakınız.  

RAPOR -II- 

BM İnsan Hakları Irak Özel Raportörü Hollandalı diplomat Max Van Der Stoel’un hazırladığı ve Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri tarafından Genel Kurul’a sunulan “D/52/476. 15 October 1997” adı altında kayıtlı Rapor’dan alıntılar:

 İnsan Hakları Komisyonu Özel Raportörü’nün salahiyetleri Genel Kurula (A/47/367), (A/48/600), (A/49/651), (A/50/734), (A/51/496), (A/51/496/Add.1) ve İnsan Hakları Komisyonuna (E/CN.4/1992/31), (E/CN.4/1993/45), ( E/CN.4/1994/58), (E/CN.4/1995/56),        (E/CN.4/1996/61),  (E/CN.4/1997/57) verilen raporlarda açıklanmıştı. Görevlendirmenin kapsamı Komisyonun 74/1991 sayılı kararında ve komisyonun 16 Nisan 1997 Tarih ve 60/1997 sayılı kararında açıklanmıştı. İnsan Hakları  Özel Raportörü’nün Irak ‘ta insan hakları ihlalleri ile ilgili  araştırma yapması istenmektedir.

1. Geçen yedi yıllık süre zarfında BM’ye bağlı muhtelif birimlerin aldıkları kararlarda Irak’ta insan haklarının durumuna özel öncelik  vererek, BM’nin konu ile ilgili özel ilgisi belirtilmiştir. Özellikle Genel Kurulun son olarak aldığı 101/51 ve 60/1997 sayılı kararlar, Irak yönetiminden, hür iradesi ile imzaladığı insan hakları ile ilgili ve uluslararası sözleşmelere uyması insanların köken, ırk ve dinlerine bakılmaksızın  bireysel özgürlüklere saygı gösterilmesi ve güvence altına alınması talep edilmiştir. Silahlı Kuvvetlerin ve Güvenlik güçlerinin tasarrufları uluslararası yasaya uygun olmalıdır. Özellikle siyasi ve sivil haklarla ilgili sözleşmeye uygun olmalıdır. BM İnsan Hakları Organları ile işbirliği yapmalıdır.  Özellikle BM Genel Kurul ve İnsan Hakları Komisyonunun kararlarına uygun olarak Özel Raportörün ülkeyi ziyaretine ve insan hakları gözlemcilerinin ülkenin genelinde konuşlanmalarına izin vermelidir. Yargı bağımsız hale getirilerek cinayet ve suç işleyen kişilere tanınan dokunmazlık ve ayrıcalıklar kaldırılmalıdır. Ağır şartlar öngören yasalar yürürlükten kaldırılmalı, işkence ve insanlık dışı kötü muameleye son verilmelidir. Özellikle ifade özgürlüğünü engelleyen, Devrim Komuta Konseyinin 4 Kasım 1986 tarih ve 840 sayılı kararı yürürlükten kaldırılmalıdır. Ülke yönetiminde halkın iradesinin esas alınması güvence altına alınmalıdır. Kuzeyde Kürtler, Şiiler, Asuri ve Türkmenlere uygulanan baskılara  son  vermelidir.

6- Özel Raportör, BM Genel Kurulunun 51 nci dönem çalışmalarına, 15 Ekim 1996 tarihli (A/51/496) sayılı bir ön rapor sundu. Özel Raportör bu rapora ilaveten İran İslam Cumhuriyetine gönderdiği heyetin izlenimlerini (A/496/Add.1) raporunda anlattı. Eylül 1996’da Irak’ın kuzeyinde meydana gelen çatışmalar sırasında,  sınırı geçen ve insan hakları ihlallerinin görgü tanıkları ve kurbanları olduklarını ifade eden Irak vatandaşları yapılan mülakatlarda, Irak Ordu Birlikleri ve Güvenlik Güçleri tarafından yapılan insan hakları ihlallerini anlatmışladır.  Görgü tanıklarının ifadelerine  göre olaylar genellikle Erbil ve çevresinde cereyan etmiştir.

25- Petrol zengini Kerkük ve Hanekin Kentleri’nin demografik yapılarını değiştirmek amacı ile Türkmen ve Kürt ailelere zorunlu göç uygulanarak bölgeden uzaklaştırılmaktadırlar. Ekonomik ve stratejik önemi olan Kerkük’te uygulanan kaba kuvvete dayalı yöntem, eskilere dayanmaktadır. Ancak bu yöndeki uygulamaların dozu ve hacmi 1997’de artmıştır.

26- Arap nüfusu artırmak maksadı ile, azınlık olduğu yerlerde yerli halklar göçe zorlanmaktadır.  Hatta bazı yerlerde yerleşik topluluğun tamamı başka yerlere göç etmeye zorlanmıştır. Göçe zorlananların arkada bıraktıkları gayrimenkul gibi şahsi memaliklerine el konularak, bölgeye başka yerlerden getirtilen Arap kökenlilere verilmektedir.  Aynı amaçları gerçekleştirmek için bir çok köy tamamen yıkılmıştır, zorunlu göçün kurbanlarının hemen hemen tamamını Kerkük ve çevresinde mukim Kürtler, TÜRKMENLER ve Asuriler oluşturmaktadır.

27- 1997 yılında  genel politika olan, tahliye ve uzaklaştırma vakalarının arttığı tesbit edilmiştir. Uzaklaştırılanlara  genellikle bir hafta gibi bir süre tanınmaktadır. Bu süreye riayet etmeyenlerin tutuklandığı ifade edilmektedir. Göçler güneye gitmeye teşvik edilirken, göçmenler genellikle yakınları, arkadaş veya ırkdaşlarının bulunduğu Süleymaniye İli gibi Kuzey illerini tercih etmektedirler. Ancak Güney illerini tercih ettikleri takdirde ev eşyalarını götürmelerine izin verilmektedir. Kuzeye gidenlerin memalikleri yağmalanmakta veya kolluk kuvvetleri tarafından tahrip edilmektedir.

28- 13 Mayıs 1997’de 1300 TÜRKMEN ve Kürt ailenin Kerkük’te evlerinden uzaklaştırılmaları için Irak yönetimi talimat vermiştir. 27 aileden oluşan ilk grup 20 Mayıs 1997 günü Süleymaniye yakınlarındaki Çemçamal’a varmıştır. Gayrimenkullara ait belgelere ve gıda dağıtım karnelerine el konulmuştur. Güneye veya Kuzeye gitmeleri için, Celavla ve Karatepe bölgelerinde 400 aileye tebligat yapılmıştır. Arama maksadı ile Güvenlik Kuvvetleri Kerkük’te evlere baskınlar düzenlemektedir. Baskınlar sistemli, yaygın ve gecenin geç saatlerinde yapılmaktadır. Arama ve tarama faaliyetleri bazen gün boyu sürmekte ve bir mahallenin tamamını kapsamaktadır. Bu faaliyetlerin muhalefet partilerin mensupları ile asker kaçaklarını yakalamak için  yapıldığı iddia edilmektedir. Ancak esas amacın ailelere baskı yapıp göç etmelerini sağlamaktır.

29- Al-Sharq Al-Avsat Gazetesi’nin 2 Nisan 1997 tarihli sayısında  Irak yönetiminin   Türkmen ve Kürtlerden oluşan 1500 aileyi Hanekin’den, 80 aileyi de Kerkük’ten göç ettirdiği,  kadınların dayak ve  hakarete maruz kaldıkları ifade edilmiş, karara uymayan bazı erkekler tutuklanmış, ailelerin bir bölümünün Kuzeye gitmelerine izin verilmeyerek, ülkenin güney ve batısına gitmeye zorlanmışlardır. Bu ailelerin kalacak, barınacak yer bulamadıkları  için Bağdat’ın güneyinde Albuyusuf, Mahmudiye, Musayab, Babil İllerinde ve diğer yerlerdeki camilerde kaldıkları ifade edilmiştir.

30- Özel Raportöre ulaşan bilgilere göre Irak Yönetimi 1995’ten beri Mülkiyeti Türkmenlere ait tarım arazilerini istimlak etmektedir. Ancak bir yılın ürününün bedeli kadar sembolik bir bedel ödenmektedir. El konulan tarım arazileri özellikle Altunköprü ve Tuzhurmatu arasındaki verimli tarım arazilerini kapsamaktadır. Arazilerin büyük bölümü içlerinde Saddam ailesi mensupları ile yönetime yakın kimselere tahsis edilmiştir. Mülkiyeti Türkmen çiftçilere ait Türkalan Bölgesindeki arazilerin tamamına el konulurken halk yerinden edilmiş, Tikrit yakınlarındaki Temmuz  Kampına sevk edilmiştir. Ayrıca raporlara göre Molla Abdullah Köyünde Türkmenlere ait arazilere  el konulmuştur.

31- Mülkiyet hakkına tecavüzün yanı sıra yerlerinden edilen aileler kötü ekonomik ve sosyal şartlarda yaşamaktadırlar. Binlerce TÜRKMEN ve Kürt aile halen Saddam yönetiminin Ekim 1991’de resmi dairelerini çektiği Kuzey Irak’taki Güvenli Bölgede çok ağır şartlarda, çadır ve barakalarda yaşamaktadırlar. Ağır şartlar çocuk ve yaşlılar arasında ölümlere neden olmaktadır. Halen ailelere ayrıca yapılan maddi yardımlar yetersizdir. Gelecek endişesi, işsizlik ve sosyal hayattan kopukluk nedeni ile çoğu aileler korku ve endişe içinde yaşamaktadırlar. Uluslararası kuruluşların ve NGO’ların sağladıkları yardımlarla hayatlarını idame ettirmeye çalışmaktadırlar.

32- Özel Raportörün yaptığı incelemede zorunlu göç olayı azınlıklara mahsus bir olay olmasa bile uygulama sadece azınlıkları kapsamaktadır. Bugüne kadar Irak Yönetiminin bu olayı kabul etmemesi nedeniyle yerlerinden göç ettirilenlerle ilgili resmi istatistik rakamları bulunmamaktadır. Zorunlu göçü önlemek için çözüm araçları bulunmamaktadır.

33- Bir hususu belirtmek gerekir ki , kişilerin maruz kaldıkları zorunlu göç olayı, medeni ve siyasi hakları güvence altına alan, insanların ikamet yerlerini seçme hakkı tanıyan,  İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’nin 13 ncü maddesine ters düşmektedir. Bu Madde insanların oturma yerlerini seçme ve seyahat özgürlüklerini güvence altına almaktadır. İnsanların, zorunlu göçe tabi olmaları durumunda bile gıda, sağlık, mesken gibi temel hakların yanı sıra makul sosyal refah düzeyinde yaşamaları ve diğer insan haklarından yararlanmaları gerekmektedir.   

RAPOR-III- 

BM İnsan Hakları Irak Özel Raportörü Hollandalı diplomat Max Van Der Stoel’un BM İnsan Hakları Komisyonu’nun 60/1997 kararı uyarınca hazırladığı ve “E/CN.41998/67. March 1998” adı altında kayıtlı Rapordan alıntılar:  

BİR- Özel Raportörün faaliyetleri 

5- Özel Raportörün Ocak 1999 ‘da Irak’a yaptığı ziyaretinden sonra ve BM Genel Kurulu’nun Irak’ın BM İnsan Hakları Komisyonu müteaddit kararlarında, Irak Yönetimini BM Kuruluşları ile işbirliği yapmaya çağırmalarına rağmen, Özel Raportörün Ocak 1992’de Irak’a yaptığı ziyaretten sonra bir daha ziyaretine izin verilmemiştir. BM’nin, İnsan Hakları gözlemcilerinin Irak’ın her tarafına konuşlandırılması talebini kabul etmemesi ve Özel Raportörün, Irak’ı ziyaret etmesi ile ilgili talepleri bugüne kadar dikkate alınmamıştır. İnsan Hakları gözlemcilerinin bölgede konuşlandırılmalarını sürekli kabul etmeyen Irak’ın bu tutumunda da değişiklik  olmamıştır.

6- Irak Hükümeti’nin işbirliğini ret eden tutumuna rağmen, Özel Raportöre hükümet, hükümet-devlet, hükümet dışı kaynaklardan bilgi ve yardım gelmektedir. Ayrıca ve özelikle İnsan Hakları Komisyonu ile Genel Kurulun endişe duydukları konularda Irak’a komşu ülkelere İnsan Hakları gözlemcileri göndererek, Irak’la bir şekilde bağı olan kişilerden bilgi ve yardım elde edilmiştir. Özellikle Genel Kurul ve İnsan Hakları Komisyonunun kaygı duydukları konularda Özel Raportöre belgelerle tevsik edilen raporlar iletilmiştir.

7- Özel Raportör, BM Genel Kurulu’nun 52 nci dönem çalışmalarına, 15 Ekim 1997’de geçici bir rapor sundu “A/52/476”.  Özel Raportör bu raporunda,  siyasi ve sivil hakların ihlalleri ve insan haklarının genel durumunu anlattı. Sonuç olarak insan haklarında herhangi bir iyileşmenin olmadığını, bu durumun temel nedeni ise  demokratik yönetim şekline saygının olmamasından kaynaklandığını belirtmekte, bu nedenle de bütün İnsan Hakları ihlallerinin temelini oluşturmaktadır. Demokrasinin yokluğu yönetimi mutlak hale getirmektedir ve kendinden başka kimseye karşı sorumluluk duymamaktadır. Böylece temel insan haklarını inkar etmekte ve baskı altına almaktadır. Yargısız, yaygın ve seri idamların ve işkencenin devam ettiğini Özel Raportör tespit etmiştir. Ayrıca fikir, ifade özgürlüğü ile cemiyet ve  örgütlenme özgürlüğünün olmadığı görülmüştür.  Irak’ın, özellikle 986(1995) ve 1111 (1997) sayılı kararlar çerçevesinde insani durum ile ilgili olarak da BM ile işbirliğine başladığı gözlenmektedir. Buna rağmen Özel Raportör, herhangi bir ayırım yapılmaksızın, herkese gıda ve sağlık temin etmede Irak Hükümeti’nin sorumluluğunu bir kez daha hatırlatmaktadır.

8- Özel  Raportörün Irak’ta insan haklarının durumu ile ilgili doğru ve detaylı bilgi edinme çabaları çerçevesinde, sığınmacı ve Irak’tan gelen önemli kişilerin bilgi ve tanıklıklarına başvurmak amacı ile Şubat 1998’de İnsan Hakları Merkezi görevlilerinden iki kişiden oluşan bir ekibi Türkiye’ye göndermiştir. Raportörlük bu bölgelere insan hakları görevlilerini göndermeye  devam etmektedir. Şiddete ve insan hakları ihlallerine maruz kaldıklarını veya tanık olduklarını iddia eden kişilerle de görüşmeye devam edilmektedir.  

İKİ-Siyasi ve Sivil Haklar

9- Ağustos 1999′ dan beri Irak Hükümeti’nin Siyasi ve Sivil Hakların ihlali ile ilgili Özel Raportöre çeşitli iddialar intikal etmiştir. Raporlar, Irak hapishanelerinde geniş çapta idamların meydana geldiğini ifade etmektedir. Ayrıca azınlıklara mensup mahkumların insan hakları ihlallerine maruz kalmalarından Özel Raportör ve BM’ye bağlı İnsan Hakları Komisyonu kaygı duymaktadır.  İlgili komisyon 19 Kasım 1997 (CCPR/79/Add.84) raporunda, bu konu ile ilgili tavsiye ve değerlendirmelerinde teşkilat yasasının 40 ncı maddesi gereği Irak’ın kendi iradesiyle kabul ettiği Siyasi ve Sivil Haklar Sözleşmesini uygulaması ile ilgili Irak’ın komisyona verdiği dördüncü raporunda aşağıdaki tespitler, değerlendirme ve tavsiyeler yapılmıştır.  

A.Yargısız Yaygın ve Seri İdamlar

10- Özel Raportör BM Genel Kurulu’na sunduğu (A/52/476) sayılı raporunda İlkbahar 1997’de Abu Greyp Hapishanesinde meydana gelen yaygın idam iddialarına yer vermiştir. Bu tarihten itibaren Özel Raportöre muhtelif kaynaklardan konu ile ilgili iddialar ulaşmıştır. Bu iddiaları güçlendirecek mahiyette idam edilenlerin listeleri gelmiştir.

11- Bu tehlikeli iddialar karşısında Irak’ta insan hakları ile ilgili Özel Raportör ve İnsan Hakları Komisyonu’na bağlı Yargısız Yaygın veya Seri İşlemlerle ilgili İdam Raportörü, 29 Ocak 1997’de Irak Dışişleri Bakanlığı’na bir mektup göndererek, iddialarla ilgili bilgi istemiştir. Özellikle Kasım-Aralık 1997 tarihlerinde idam edilenler ve adları listelerde yer alan kişilerle ve idam edilmeyi bekleyen kişiler ile ilgili olarak sorulan sorulara Irak Hükümeti’nin yanıt vermemesi kaygı vericidir.

12- Özel Raportörün elde ettiği  bilgilere göre yüzlerce kişinin Ağustos 1997’den beri Abu Greyp ve Rıdvaniye Hapishanelerinde idam edildiklerine dair güçlü kanıtlar elde edilmiştir. Ayrıca Özel Güvenlik Örgütü Başkanı Irak Devlet Başkanı Saddam Hüseyin’in küçük oğlu Kusay  Saddam  18 Kasım 1998’de Abu Greyp Hapishanelerini ziyaretinden sonra  idamlar, Kasım – Aralık aylarında artış göstermiştir. İddialara göre “Hapishanelerin Temizliği” adı altında Saddam Hüseyin’in emri ile idama mahkum tüm tutuklular ile 15 yıl ve daha fazlasına mahkumlar idam edilmiştir. İdamlar kurşuna dizilerek veya boğularak ya da elektrikle yapılmıştır. Yakınlarına teslim edilen cesetlerde işkence izleri dikkat çekerken idam işlemleri sırasında kullanılan kurşun ve malzemelerin bedelleri mağdurların ailelerinden tahsil edilmiştir.

16- Özellikle etnik azınlıkların tehlikede oldukları Özel Raportörün dikkatini çekmiştir. İdam listelerinde etnik azınlık mensuplarının oranın yüksek olduğu, özellikle son geniş çaplı idamlarda  bir gerçek olarak ortaya çıkmıştır. Bu oranın yüksekliği  azınlıkların, Irak Halkına oranları göz önünde tutulduğunda anlaşılmaktadır. Örnek olarak:

·         10 Eylül 1997’de Şii El-Hacim Kabilesi mensubu 10 kişinin idam edildiği tebliğ edildi ve aynı kabilenin bir çok mensubu halen hapishanelerde tutuklu bulunmaktadır.

·         23 kişilik bir idam listesinde muhtelif  Kürt partilere mensup 11 Kürt bulunmaktadır.

·         Ayrıca Özel Raportöre,  idam edilen 29 Türkmenin adını içeren bir liste iletilmiştir.

17- 1997 yılı boyunca muhtemelen 1500’den fazla kişi idam edildi. İdamlar genellikle siyasi amaçlı, yargısız ve yaygın bir şekilde gerçekleşmiştir. İdamların büyük bölümü “Hapishanelerin Temizliği Operasyonu” çerçevesinde Kasım -Aralık 1997 de vuku bulmuştur.  

B-Zorunlu Göç

19- Eldeki tanıklık ifadelerine göre Irak Yönetimi Kerkük, Hanekin ve Tuzhurmatu’da  Zorunlu Göç uygulamalarına devam etmektedir. Bu uygulamaların başlıca kurbanları ise TÜRKMENLER ve  KÜRTLERDİR. Zorunlu göçe tabi tutulan ailelerden güney illeri (ki genellikle Rumadi İli olmaktadır) ile üç kuzey ili arasında tercih yapmaları istenmektedir. Arapların ise Kerkük’e yerleşmeleri teşvik edilmekte ve oranları her geçen gün artmaktadır. Kendileriyle mülakat yapılanlar, Araplara Kerkük’e yerleşmeleri için para, ev, daire gibi teşvik edici pirimler verildiğini ifade etmişlerdir. Özel Raportörün daha önce belirttiği Araplaştırma uygulamaları böylece devam etmektedir.

20- Rejime muhalif aileler veya yakınları, yurt dışında bulunanlar veya Irak’ın güneyinde  yakınları tutuklu veya idam olanlar, zorunlu göçün birinci hedefidir. Kendileri ile mülakat yapılan kişiler, İktidardaki Baas Partisi’nin Kerkük bürolarının görevlileri, ailelerin  tehcir  kararının uygulanmasından sorumlu olduklarını bildirmektedirler. Bu görevlilerde ailelerin tasnifini belirten listeler bulunmaktadır. Tehcir esnasında maruz kalınan çeşitli insan hakları ihlallerine (Kişiye özel mahremiyet, Mülkiyet hakkı,  seyahat ve can güvenliği) ilaveten,  Baas Partisi’nin uyguladığı zorunlu göçte, hükümet olma ve yasal sorumluluk kurallarına hiç bir şekilde riayet edilmediği, Özel Raportör tarafından gözlemlenmiştir. Ayrıca Baas Yöneticilerine Irak Yönetimleri tarafından bu uygulamalarla ilgili dokunulmazlık tanınmıştır.

21- Elde edilen tanık ifadelerine göre, hakkında tehcir kararı verilen aile acı bir dönem yaşamaktadır. Karar verilir verilmez, Baas Partisi mensupları ailenin ikametgahına gelir, aileye 24-48 saat arasında gitmelerini bildirirler. Gitmelerini hızlandırmak maksadı ile aile fertlerinin kimlik belgelerine el konulur. Genellikle de aile gitmeye hazır oluncaya kadar, aileden bir kişi gözlem altında tutulur. Daha sonra aile, polis merkezine çağırılarak ikamet yerini hiç bir baskıya maruz kalmadan kendi isteği ile değiştirdiğine dair bir belge imzalar. Bu işlemlerden sonra aile fertlerinin kimlik belgeleri iade edilir, gözaltında bulunan erkek veya kadın tutuklular  bırakılır.

22- Aileler, genellikle zaman darlığı nedeni ile mallarını geride bırakmaktadırlar. Güney illerine göç edenlere ev eşyalarını yanlarında götürmelerine izin verilmesine rağmen;  Dil, Kültür ve Gelenek benzerliği nedeni ile ailelerin büyük bölümü Kuzey illerine göç etmekte, kültür farklılığı nedeni ile çok az sayıda aile güneye gitmektedir.

23- Irak Yönetimi daha önce “Zorunlu Göç Emri” belgesini ailelere vermekteydi, ancak son zamanlarda bunu vermemeye başladı. Nedeni ise; bunun iltica talep davalarında Irak aleyhine vesika olarak kullanılabilmesidir.

24 -1997 yılı boyunca Özel Raportöre Zorunlu Göçü kanıtlayan çok sayıda rapor intikal etmiştir. Özel Raportöre, Kerkük’ten göç ettirilen ve 1129 kişiden oluşan 129 aile ve ayrıca 55 aileden oluşan bir başka liste intikal etmiştir.

61- İnsan Hakları Komisyonu, Etnik Azınlık mensuplarına karşı uygulanan ayrımcılıktan kaygı duyduğunu ifade etmiştir. Özellikle, TÜRKMENLER, Kürtler, Asuriler ve Şii Azınlık mensupları bu uygulamalardan nasiplerini almaktadırlar.

62- Uygun Mesken Hakkı ile ilgili olarak da İnsan Hakları Komisyonu bu hakkın uygulanması hususundaki ayrımcılıktan özellikle de, Etnik Azınlık mensuplarına karşı yapılan uygulamalardan kaygı duymaktadır.

DÖRT- Tavsiye ve Değerlendirmeler

78- 1997 yılında İnsan Haklarında iyileşme meydana gelmemiştir. Tam aksine kötüleşme olduğu, Özel Raportör tarafından önemli ve çeşitli iddialara dayanarak gözlemlenmiştir.  Bu yıl içerisinde önemli insan hakları ihlalleri meydana gelmiştir. Hapishanelerde Yargısız Yaygın  ve Seri İdamlarda artış kaydedilmiştir. Halen Kerkük, Hanekin ve Tuzhurmatu’dan da, Türkmen ve Kürt kökenli siviller tehcir edilmektedir. İfade, Seyahat ve Toplanma Özgürlüğü gibi temel özgürlüklerin engellenmesi ile yetinilmemiş tamamen ortadan kaldırılmıştır.

81- İktisadi, sosyal ve kültürel haklarla ilgili komisyon, Irak’ta sosyal ve kültürel hakların ihlalleri ile ilgili derin endişe duyduğunu belirtmiştir. Komisyon bir dizi ihlali ifade ederken özellikle belirli azınlık mensuplarına (Türkmenler, Kürtler, Asuriler, Müslüman Şiiler) karşı uygulanan ayrımcılıkla ve özellikle temel haklardan yararlanmaları hususları ile ilgili rapor ve bilgilerin arttığını bildirmiştir.